Geri Git   ForumSahane.com | Genel Forum Sitesi | Kültür ve Bilgi Forumu > FSAH | ❁ İNANÇ ❁ > Tasavvuf


Vav ve Elif


Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni konu oluştur  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 25 Kasım 2020, 21:21   #1

Firuzende ✮ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
✮ Kayıt Tarihi: 11 Ekim 2020
✮ Mesajlar: 8,212
✮ Konular: 4902
✮ Bahsedilenler: 5 Post(s)
✮ Etiketler: 0 Thread(s)
@Firuzende ✮
Standart Vav ve Elif

Vav ve Elif



Elif ve Vav harfleri aksesuar alanında özellikle yüzük ve kolyelerde sık kullanılan tasavvufi simgelerdir.
Anlamları bakımından evrensel içeriklere sahip olan bu harfler özellikle Türk coğrafyalarında cazip bir imaja sahip olmuşlardır.

Elif harfi bilindiği üzere Arapçadaki ilk harftir. Bu ilk olma durumu Türk ve Müslüman toplumlarında “Elif” için ayrıcalıklı bir harf inancını yaygınlaştırmıştır. Elif, yazılışı ve duruşu itibariyle de “dik” bir harftir. Bu bağlamda Elif, herkesin üzerinde taşımak istediği, bağımsız ve güçlü bir frekans yayacağına inanılan harf olmuştur. Elif ayrıca klasik Fars ve Türk edebiyatlarında da bir teşbih unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk şiirlerinde ve edebî metinlerinde yerini alan Elif, sevgilinin boyu, endamı ve düzgünlüğü olarak değerlendirilen bir harf bir anlam mekânıdır. Hem gücü hem zarafeti temsil etmesi, birçok kişi tarafından “Elif” harfinin benimsenmesini desteklemiştir.

Vav ise, Elif’le beraber çok sık tercih edilen, anlam olarak Elif’in karşısında duran ve ancak Elif’le birlikteyken beslenebilen bir harftir. Karşıtlıkların birbirini beslemesinin bir örneğidir Elif ve Vav… Elif dik ve sağlam duran bir harf iken Vav, görüntüsü itibariyle daha esnek ve bükülen bir harftir. Vav, İslam dininde teslimiyeti ve kendinden geçmiş olmayı simgelemektedir. Kendinden geçmenin tasavvufî ve dervişlikle ilgisi bulunmaktadır. Bir tür hemhal olma hâlidir Vav.

Elif harfi, tam anlamıyla bir “benlik” ve “kendi olma hâli”ni yansıtırken, yani tek başına ve yalnız iken, Vav herkesin âlemde “bir” olduğunu savunan felsefeyle karşımıza çıkmaktadır. Tam anlamıyla bir kendin olamama, bir hiçlik ve bencillikten arınmışlığın temsili olan Vav, her ne kadar zıt da olsa Elif’ten ayrı düşünülemez. Onlar birbirleri sayesinde var olurlar. Birbirlerinin gölgelerine ışık yayarlar. İşte bu bağlamda aksesuar tarafında da ikisini sıkça görmek mümkündür.
Firuzende ✮ isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Kasım 2020, 21:28   #2

Firuzende ✮ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
✮ Kayıt Tarihi: 11 Ekim 2020
✮ Mesajlar: 8,212
✮ Konular: 4902
✮ Bahsedilenler: 5 Post(s)
✮ Etiketler: 0 Thread(s)
@Firuzende ✮
Standart Yanıt: Vav ve Elif


Manayı bilmeyenler ‘vav’ diyemez vay der.

Buna anlamca vaveyla denir.
Yani ‘vav’ olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

Kutsal kitabımız Kur’anı Kerim Elif’le başlar. Tasavvufta “Vav” kainat, “Elif” kainatın anahtarıdır. Bir görüşe göre Elif, alfabenin ilk harfi olduğu gibi diğer harflerin de sebebi ve kaynağıdır. Hattat İbn Muklâ’nın kaligrafi sistemine göre, bütün diğer harfler “Elif” şeklinde yazılmalıdırlar. Buna göre diğer harflerin hepsi “Elif” harfinin değişik kıvrımları şeklinde yazılmasıyla meydana geldiğinden o tüm harflerin aslı ve esası durumundadır. Düz bir çizgiden oluşan Elif’in noktasının bulunmaması ve kendisinden sonra gelen harfe birleşmemesi “Vahdet”i temsilinin ayrı bir noktasıdır. Elif, tasavvufta Allah (cc.)’ın simgesi olmuştur. Çünkü Elif bütün harflerin evveli olduğu gibi Allah (cc.) da bütün varlıkların evvelidir. “Ebced hesabı” denilen ve Arap alfabesinin ebced tertibine dayanan rakamlar ve hesap sistemi Müslüman milletler arasında da kullanılmıştır. Elif ebced hesabında da bir 1 sayısına tekabül etmektedir. Bu yönüyle de Allah’ın birliğini temsil eder. Elif ister harf, ister sayı olsun daima dik yazılır.

Elif olmak zordur.
Çünkü Elif olmak,
Yuvarlak bir dünyada dik durmanın,
Dik ve önde,
Belki acıyla,
Ama vazgeçmeden durmanın.
Dünya ne kadar dönerse dönsün,
Olduğu yerde kalmanın adıdır Elif olmak


Mevlana İdris

Eskiden çocuk yaşta tahta çıkan padişahların cülûs merasimleri sırasında alnına bir Elif çekmek âdetti. Bu âdet daha sonra halk tabakasına da kaymış ve akıllı, güzel çocukların alınlarına nazardan korumak gayesiyle Elif çekilmeye başlanmıştır.

Yunus Emre’nin Elif’e olan tutkusu çocukluk yıllarına kadar dayanır. Konuyla ilgili efsanesi dilden dile dolaşarak gönümüze kadar gelmiştir.

Yunus çocukken, her Müslüman çocuk gibi, Kur’an okumayı öğrenmek, ilmihal bilgileri edinmek için mahalle mektebine gider. Orada, Elif harfinden başka hiçbir şeyi telaffuz etmek istemez. Günler, aylar, hatta yıllar böyle geçer, o, bir türlü “be” ye geçemez. Elif’ten öteye geçemeyen, susan, sustukça hırpalanan Yunus’un dili, bir gün çözülür. Kendisine Elif harfinin telaffuzundan öte ders öğretmeyen hocasına:

“Elif okuduk ötürü,
Pazar eyledik götürü,
Yaradılmışı hoş gördük
Yaradandan ötürü.”


diyerek başının pek hoş olmadığı mektebi terk eder.

Yunus’un Elif’in sırrını bu dörtlüsünde ne kadar güzel dile getirdiğini anlamak, herhalde güç olmasa gerek. Bilindiği gibi “Elif” harfi ötürü okunduğu zaman “o” olur, yani Türkçemizde üçüncü tekil şahsı gösteren “o” zamiri meydana gelir. “O” zamiri yalın halde ve tek başına kullanıldığı zaman Allah isminin yerini almış olur. Türkçedeki “o” zamiri, Arapçadaki “hû” zamirinin karşılığıdır. O yüzden Elif’i ötürü okumak demek “hû” zikrini diline vird etmek demektir. Devamında ise, Allah’ı, kainatı, insanı bilmesi sebebiyle de yaratılmışların bütün kusurlarını, yaratıcısının hatırı için affetmektedir.

Yunus’un Elif’den öteye geçmemesinin nedenine gelirsek; Aşağıdaki iki beyit bunun sebebini apaçık göstermekdedir:

Dört kitabın ma’nisi tamamdır bir Elif’te,
Sen Elif dersin hoca, ma’nisi ne demektir?


ve

Dört kitabın manisi, bellidir bir Elif’te
Be dedirmeğil bana, ben bu yolda azarım


Beyitlerinden anlaşılıyor ki, hocası Yunus’a Elif’in tasavvufa göre manasını anlatmamaktadır. Elif’i yani Allah’ı bilmek her şeyi bilmek demektir. Elif, “Bir” olduğu için her şeyin kaynağıdır.

Dört kutsal kitabın özü ve ruhu bir Elif harfinde apaçık bellidir! Elif, düz bir doğru “l” şeklinde yazılır. Bu şeklinden ötürü şair, dört kitap da türlü örnekler ve hikâyelerden yola çıkarak insanlara bir tek buyruk verir:

Doğru ol! Dosdoğru yaşa! Allah’tan gayrı her hangi bir iş, arayış ve yöneliş, insanı azdırmaktan, tek olan doğru yoldan saptırmaktan başka işe yaramaz”.

O, Elif ile temsil edilen ”vahdet”le birlikte kalmak istemekte, “ba ya da be”ye gitmemekte, ayak diretmektedir.

Hz. Mevlana Elif’i aşka benzetmiştir. Elif’in gizli anlamlar içerdiğini ve bazı kelimelerin de Elif’le başladığını söyleyen Mevlana, şunları söyler:

“Aşk da tıpkı Elif gibidir, isminde gizlidir, ama okunmaz. O olmadan da besmele sese gelmez. O her şeyin içindedir, ama hiç bir şeyde görünmez.”

Tarikatlarda bir kısım tarikat eşyaları Elif’le yapılmış isimler taşır.

ELİFÎ SUMAT: Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir.

ELİFÎ NEMED: Nemed Farsça, yün kemer demektir. Mevlevîlerin, tennure denilen etek üzerine sardıkları kemere denir.

ELİFÎ ŞALVAR: Pantolon şeklindeki şalvarlara bu isim verilir.

ELİFÎ TÂC: Tarikat ehlinin giydiği yassı başlığa verilen addır.

Türklerin elinde Elif, hem çiziliş güzelliği ile bir sanat şaheseri, hem Türk dilinde doğruluğun ve dürüstlüğün simgesi, hem de Türk kızlarının ince, zarif ve endâmını simgeleyen milli bir ismi olmuştur. Elif’in doğruluğun simgesi olduğunu göstermesi açısından, dünyaya serzenişte bulunan Nesîmî’nin şu beyti güzel bir örnektir:

“Aslı denîdir dünyanın zatında yoktur Elif
Terkibine gel bak ânun şol ya vü nûnü dâline.”


Gerçekten de “Dünya” kelimesinin kökü olan ve alçak anlamına gelen “denî” kelimesinin her üç harfi de eğri büğrüdür, içinde “Elif” yani doğruluk yoktur.

“Vav”ın “Elif”le münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengesi de o kadar düzgündür.

Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar. Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur. Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat. İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer ‘vav‘ harfi, Allah ‘ın “Vahid” ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir. Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.

İslam âlimlerine göre Allah kelimesinin tasavvufta karşılığı “66” sayısı… Birbirine kenetlenmiş iki Vav harfidir. Rabb’imizi temsil ediyor yani. İşte bundan ‘Vav’ın birliği, dirliği, beraberliği ve haddini bilmesi…

Osmanlı döneminde padişahın namaz kıldığı yerin (hünkâr mahfilinin) kapısı bir insan boyundan çok daha kısa olurmuş. Kapısının üzerinde ise iki “Vav” harfi, 66 ifadesi, yani yüce Allah’ın isminin sembolü muhakkak bulunurmuş. Padişah başını eğsin, kul olduğunu bilsin, ayakları yere bassın diye… Çünkü bu âlemi yaratan, sonsuz kudret sahibi Allah (cc) var; unutmasın diye..

Hz.Mevlana “-İnsan ‘vav‘ şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini ‘elif‘ sanır. İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür. Kulluğun manası ‘vav‘ ‘dadır, ‘elif‘ uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. O yüzden Lafz-ı İlahi ‘elif‘ ‘le başlar. ‘Elif‘ kainatın anahtarıdır, ‘vav‘ kainattır. Rabbi ‘vav‘ gibi mütevazı olsun ister kulları. Musa (as.) ‘dal’ olmuştur ama firavunun gözü ‘Elif‘ ‘te kalmıştır. İbrahim ateşte ‘vav‘ `dır, nemrut bizzat ateşe odun.” der.

Yunus, ‘vav‘ olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini. İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında. Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

Rabbimizin huzurunda “Vav“ olamayan bizler, kişisel çıkarlarımız için başkasının önünde eğilirken kendimizi ne kadar sorguluyoruz acaba.

“Vav” deyince yaklaşık 350 senedir değişmeden günümüze kadar gelen çok bildik bir hikaye vardır. Osmanlı Devleti’nin en büyük hat sanatı ustalarından Hattat Hafız Osman’ın hikayesi. Yoo hikaye deyip geçmeyin. Tümüyle gerçek olup, pek çok kaynakta yer almaktadır. İşte bu nedenle bende size aynen nakletmek istedim.

Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya; “efendi, yanımda param yok, ben sana bir ‘vav‘ yazayım, bunu sahaflara götürür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata ‘vav‘ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu ‘vav‘ ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman ‘da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “efendi para istemez, sen bir ‘vav‘ yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek; “efendi o ‘vav‘ her zaman yazılmaz. Sen dua et para kesemi yine evde unutayım” der.

“Vav” … Hat sanatının ilk öğrenilen harfi. O yazılınca, diğerleri peşinden bir bir dökülüveriyor. Bir de rahlenin önünde kendini Vav çekmeye hazırlayan öğrencinin imtihanı. Çekilmesi en zor harf olduğundan bu.

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir” ( Bakara suresi 45. Ayet).

Sonra çağırır insanı.

“Secde et ve rabbine yaklaş!” Alak suresi 19. ayet (Diyanet İşleri meali).

Belki cennet müjdelemek içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. Ya da ne bileyim belki de “Eğil de ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayısız nimetler vereyim” demektir bu.

Kısacası secde et, “Vav” ol, vay dememek için. Manayı bilmeyenler Vav diyemez vay der. Buna kısaca Vaveyla denir. Vaveyla, bir acı ve tehlike üzerine koparılan çığlık değilmidir?

O halde bu dünyada ve ahiret hayatında kurtuluşa erenlerden olabilmek için;

Elimizde, dilimizde, gözümüzde, gönlümüzde, kısacası tüm duyu organları ve ruhumuzda “Vav” olmasını bilmeliyiz. Allah (cc)’ın kullarının en çok kıyam (Elif) ve secde hallerinden (Vav) hoşlandığı herkesin malumudur. Ancak şunu da unutmayalım ki gayemiz “Elif” olmak değil, “Elif”e ulaşmak olmalıdır.

Ne mutlu o kula ki; Allah’a (cc.) huzurunda edeple eğilerek, alnını seccadeye sabitleyerek, tevazunun zirvesinde “Vav” olmakta. Ne mutlu o kula ki; Yaradılış gayesi ve hayatının özeti “Vav”.

“Elif gibi doğru konuş, yalan söylemesin dilin…
Vav gibi edepli ol, göstersin bunu lisan-ı halin…
(Hz. Mevlana)


VEHBİ AKŞİT
Firuzende ✮ isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31 Temmuz 2022, 05:44   #3
...ÖZ...

MaiAlmila - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
✮ Kayıt Tarihi: 28 Kasım 2021
✮ Burç: Yükselen Terazi
✮ Hobi: Bilgi Sevgisi
✮ Mesajlar: 5,515
✮ Konular: 3262
✮ Bahsedilenler: 5 Post(s)
✮ Etiketler: 3 Thread(s)
@MaiAlmila
Standart Yanıt: Vav ve Elif



İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar.
Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.


Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır. İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun. Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini. İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında. Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür. Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar. Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur. Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat. Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der. Buna anlamca vaveyla denir. Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır. Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri. Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır. Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana. “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.” Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir? İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur.

Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı; “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin.

Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir” Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.

İşte o ayet:

“Secde et, yaklaş!”

Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.

Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde..


Alıntı

MaiAlmila isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
elif, vav


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 
Seçenekler
Görüntüleme stilleri


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yûnus Emre’de Elif Yorumları Firuzende ✮ Tasavvuf 1 21 Temmuz 2021 00:42
Elif Duası Seyrüsefa Dualar 0 21 Ekim 2020 23:18
Gül-Elif | Pardus Seyrüsefa Şiirler 0 20 Ekim 2020 03:40

Forum saati, Türkiye saatine göre ayarlanmış olup şu anki saat: 17:54.

Forum Yasal Uyarı Künye
Yazılım: vBulletin® 3.8.5
Yazılımın telif hakkı sahibi: Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.

ForumSahane, lisanslı yazılım kullanan yasal bir kültür forumudur.

ForumSahane, yer sağlayıcı bir forum sitesidir. İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki 5651 sayılı kanunun, yer sağlayıcılar hakkındaki yükümlülükleri düzenlediği beşinci maddesi uyarınca; yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Dolayısıyla her katılımcımız yaptığı paylaşımlardan, kendi yazdığı yorumdan sorumludur.
Yer sağlayıcı niteliğini haiz forum sitemiz üzerinde, hukuka aykırı gördüğünüz içeriklerin bildirimlerini İLETİŞİM bağlantısından bizlere iletirseniz en geç iki (2) iş günü içerisinde hukuk birimimizce gerekli inceleme, gerekiyorsa işlem ve tarafınıza dönüş yapılacaktır.
ForumSahane içerisinde yapılan paylaşımların ve paylaşımlara yazılan yorumların IP kayıtları tutulmakta olup, hukuka aykırılık hallerinde bu veriler ilgili makamlarla paylaşılacaktır.

Forum Sahibi: Seyrüsefa