Geri Git   ForumSahane.com | Genel Forum Sitesi | Kültür ve Bilgi Forumu > Forum Sahane < SAĞLIK ALANI > > Ruh Sağlığı - Psikoloji


Milgram Deneyi


User Tag List

Yeni konu oluştur  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 28 Eylül 2020, 20:39   #1
Hayrettir Göğe Açılan Pencere

 
Seyrüsefa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kaydolma Tarihi: 08 Temmuz 2020
Mesajlar: 10,512
Konular: 7591
Mentioned: 39 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Standart Milgram Deneyi

Milgram Deneyi

Milgram deneyi, insanların otorite sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır. Deneyi gerçekleştiren Yale Üniversitesi psikologlarından Stanley Milgram, bu araştırmasını ilk olarak 1963'te Anormal ve Sosyal Psikoloji Dergisi (İng.: Journal of Abnormal and Social Psychology dergisindeki makalesiyle tanıtmış ve bulgularını 1974'te yayımladığı Otoriteye İtaat: Deneysel bir Bakış (İng.: Obedience to Authority; An Experimental View) isimli kitabında daha derinlemesine incelemiştir.

Deneyler nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann'ın Kudüs'te yargılanmaya başlamasından üç ay sonra, Temmuz 1961'de başladı. Milgram, deneyleri şu soruya cevap aramak üzere geliştirmişti:
"Eichmann ve Yahudi Soykırımında yer alan yüzbinlerce yardakçısı sadece onlara verilen görevi yerine getiriyor olabilir miydi? Onların hepsi yardakçılık suçuyla suçlanabilir miydi?"

Milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi "İtaatin Tehlikeleri"nde (İng.: The Perils of Obedience) özetledi:

İtaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. Yale Üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. Katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. Yetişkin insanların, bir otorite makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.

Sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. Ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.


Deneyin yöntemi
Yale'deki çalışma için denekler gazete ilanları ve posta yoluyla bulundu. Deneyler üniversitenin eski yerleşkesinde, Linsly-Chittenden binasının bodrumundaki iki odada gerçekleştirildi. Deneyin tanıtımında deneyin bir saat sürdüğü ve katılanlara deneyi tamamlamasalar bile 4,50$ ödeneceği bildirildi. Katılımcılar 20 ve 50 yaşları arasında, ilkokul terklerden doktora mezunlarına kadar her türlü öğretim geçmişine sahip erkeklerden oluşuyordu.

Deney gözlemcisi rolünü bir teknisyen önlüğü giyen sert, hissiz görünümlü bir biyoloji öğretmeni oynuyordu. Kurban rolünü de bu rol için eğitilmiş, İrlandalı-Amerikan bir muhasebeci üstlenmişti. Kurban ile deney gözlemcisi aslında işbirlikçi olmalarına karşın bu gerçek katılımcıdan gizleniyor ve kurban, katılımcıya kendisi gibi gönüllü olarak katılmış başka bir denek olarak tanıtılıyordu, dolayısıyla katılımcının gözünde deney, deney gözlemcisi ve iki denekten oluşuyordu. Deney gözlemcisi, iki deneğe "öğrenmede cezanın etkisi" hakkında bir deneye katıldıklarını, birisinin "öğretmen" diğerinin de "öğrenci" rolünü üstlenecekleri bilgisini veriyordu.

Sonra, iki deneğe birer yaprak kâğıt veriliyordu. Katılımcının, bu kâğıtlardan birinde "öğretmen" ve diğerinde de "öğrenci" yazdığına ve kâğıtların rastgele verildiğine inanması sağlanıyordu. Gerçekte ise her iki kâğıtta da "öğretmen" yazıyordu ve işbirlikçi denek kendi kağıdında "öğrenci" yazıyormuş gibi rol yapıyordu; böylece katılımcının hep "öğretmen" olması sağlanıyordu. Bu noktada "öğretmen" ve "öğrenci" birbirini duyabilecek ancak göremeyecek şekilde ayrı odalara alınıyordu. Deneyin sürümlerinden biri, işbirlikçi deneğin gerçek deneğe bir kalp rahatsızlığı olduğunu söylemesi gibi ek bir özellik taşıyordu.

Deneyden önce "öğretmen"e 45 voltluk bir elektrik şoku uygulanarak "öğrenci"ye uygulayacağını sandığı şokun neye benzediği hakkında bir fikir verilmiş oluyordu. "Öğretmen"e daha sonra "öğrenci"ye öğretmesi amacıyla sözcük çiftlerinden oluşan bir liste veriliyor, öğretmen de bu listeyi önce öğrenciye bir kere okuyarak işe başlıyordu. Ardından öğretmen listeyi oluşturan sözcük çiftlerinin ilk sözcüklerini teker teker okuyor, okuduğu her sözcük için öğrenciye dört adet seçenek sunuyor, öğrenci de bu seçenekler arasından doğru olduğunu düşündüğü cevabı bildirmek için bir cevap düğmesine basıyordu. Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu. Cevap doğru ise öğretmen sonraki sözcük çiftine geçiyordu.

Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı. Gerçekte ise şok uygulanmıyordu. İşbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. Voltajın birkaç defa artırılmasından sonra aktör, kendisini yan odadaki denekten ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu. Birkaç defa yumrukladıktan ve kalp rahatsızlığını hatırlattıktan sonra ise artık sorulara cevap vermemeye ve şikayette bulunmamaya başlıyordu.

Bu noktada pek çok denek, öğrencinin ne halde olduğunu öğrenmek için deneyi durdurmak istediklerini ifade ediyordu. Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu. Bunların çoğu sonuçlardan sorumlu tutulmayacaklarına dair güvence aldıktan sonra devam ediyordu. Birkaç denek, öğrenciden gelen acı dolu çığlıkları duyduklarında sinirli biçimde gülmeye başlıyor veya aşırı stres içinde olduklarını gösteren başka davranışlarda bulunuyordu.

Denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuluyordu:

Lütfen devam edin.
Deney için devam etmeniz gerekiyor.
Devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
Başka seçeneğiniz yok, devam etmek "zorundasınız".

Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.
Tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.

Sonuçlar
Milgram, deney gerçekleştirilmeden önce Yale üniversitesinin 14 psikoloji yüksek lisans öğrencisiyle sonuçların ne olacağına yönelik bir anket yaptı. Katılımcıların tümü, sadece birkaç sadist eğilimli deneğin (%1,2) en yüksek voltajı uygulayacağını düşünüyordu. Milgram ayrıca meslektaşları arasında da sözlü bir anket yaparak onların da sadece birkaç deneğin çok kuvvetli şok uygulayacağını düşündüklerini öngördü.

Milgram'ın ilk deney dizisinde öndeneklerin %65'inin (40 öndenekten 26'sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. Hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorgulamış, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylemişlerdi. Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi. Deneyin çeşitlemeleri daha sonra Milgram'ın kendisi tarafından ve dünya genelinde farklı psikologlarca gerçekleştirildi; sonuçlar birbirine yakındı.Bu çeşitlemelerle deneyin özgün sonuçlarının onaylanmasına ek olarak deney düzeneğindeki değişkenlerin etkileri de ölçülmüş oldu.

Maryland Baltimore Eyaleti Üniversitesi'nden Dr. Thomas Blass, deney tekrarlarından elde edilen sonuçlar üzerinde bir meta-analiz yürüttü. Bulgularına göre ölümcül gerilimler uygulayabilen katılımcıların oranı, yer ve zamandan bağımsız olarak dikkat çekici bir biçimde sabitti: %61 ile %66 arasında seyrediyordu.

Philip Zimbardo'nun bildirdiğine göre, deneyin farklı şekilde bittiği durumlara pek rastlanmadı. Zimbardo'nun bu yöndeki sorusu üzerine Milgram'ın notlarına ve anılarına göre, son şokları uygulamayı reddeden katılımcılardan hiçbiri ne deneyin kendisinin durdurulmasını talep etti, ne de izin almadan odayı terkederek kurbanın durumunu kontrol etti.

Milgram, İtaat isimli bir belgesel hazırlayarak deneyi ve sonuçlarını gösterdi. Toplumsal psikoloji üzerine ayrıca beş farklı film daha hazırladı ki bunlardan bazıları deneylerine değiniyordu.

Tepkiler
Milgram'ın deneyi, katılımcılar üzerinde yarattığı aşırı duygusal kaygı nedeniyle bilimsel deneylerin etiği konusunda kuşkular uyandırdı. Milgram'ın lehine bir gerçek: Katılanlar arasında yapılan ankete göre katılımcıların %84'ü bu deneye katılmış olmaktan "memnun" veya "çok memnun" olduklarını, %15'i nötr olduklarını (tüm katılımcıların %92'si ankete katıldı) ifade ediyorlardı. Pek çoğu sonradan teşekkür mesajları yolladı. Milgram eski katılımcılardan art arda asistanlık ve ekibe katılma teklifleri aldı. Altı yıl sonra, Vietnam Savaşının en ateşli olduğu günlerinde, deneyin katılımcılarından biri Milgram'a bir mektup göndererek deneyde çektiği strese rağmen neden "memnun" olduğunu açıkladı:

1964'te deneye katıldığımda, her ne kadar birisine acı çektirdiğimi sansam da bunu neden yaptığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Ne zaman kendi inançları doğrultusunda hareket ettiklerini ve ne zaman uysalca otoriteye itaat ettiklerini ayırt edebilen çok az insan var. ... Kendimi otoritenin çok yanlış şeyler yapmamı isteyen emrine teslim edeceğimi bile bile askere alınmama izin vermem, kendimden korkmama sebep olacaktı. Eğer bana vicdanî retçi statüsü verilmezse hapishaneye gitmeye tamamen hazırım. ... Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu. Tek umudum, kurul üyelerinin de kendi vicdanlarına göre aynı şekilde hareket etmesi...

Ne var ki, eski katılımcılardan bazılarının hayatını değiştiren bu etki, herkeste aynı değildi. Deneyden sonra katılımcılardan çağdaş standartlara göre geribildirim alınmamıştı, ve ayrılırken yapılan mülakatlara göre pek çoğunun deneyin tam olarak neden yapıldığı hakkında bilgisi yoktu.

Deneyler ayrıca daha duygusal türden eleştiriler de uyandırdı, bunlar deney düzeneğinin etiğinden ziyade deneyden çıkarılacak sonuçlarla ilgiliydi. Yale'de 1961'de yapılan deneyin katılımcılarından Joseph Dimow, "Yahudi Dünyası" (İng.: Jewish Currents) sitesindeki yazısına göre "deneyin baştan beri Nazi dönemindeki Almanlar gibi Amerikalıların da ahlak dışı emirlere itaat edip etmeyeceğini görmek için yapıldığı"ndan kuşkulanıyordu. Aslında bu, deneylerin açıkça ifade edilen hedeflerinden biriydi. Milgram'ın kitabı olan Otoriteye İtaat'tin önsözünden alıntı yapılacak olursa: "Bu soru, Nazi devrinin o çok lanetlediğimiz itaat şekilleri ile bizim laboratuvarda çalıştıklarımız arasında bir ilişki olup olmadığı meselesinden doğar."

Yorumlar
Milgram ulaştığı sonuçları açıklayan iki ana kuram geliştirdi.

İlki, S. Asch'in çalışmalarını temel alan Uyum Kuramı'dır. Milgram başvuru grubu ile birey arasındaki temel ilişkiyi tanıtır. Karar verme konusunda, özellikle bir kriz ortamında karar verme konusunda hiçbir deneyimi veya yeteneği olmayan bir denek, kararı gruba ve gruptaki hiyerarşiye bırakır. Grup bir davranışsal model oluşturur.

İkincisi ise Araçlaşma Kuramı'dır. Milgram'a göre, "itaatin özü, bir insanın kendisini başka bir insanın isteklerini gerçekleştiren bir araç olarak görmesi, böylece kendi davranışlarından kendisini sorumlu hissetmemesidir. Kişinin bakış açısındaki bu kritik kayma gerçekleştiği zaman, itaatin tüm öznitelikleri bunu izler". Bu temel olarak askeri açıdan otoriteye saygının temelidir; askerler üstlerinin emirlerini ve komutlarını, sorumluluğun subaylarda olduğunu bilerek yerine getirirler.

Çeşitlemeler
Milgram, Otoriteye İtaat: Deneysel bir Bakış isimli kitabında deneyin kendi yürüttüğü 19 çeşitlemesini anlattı. Genel olarak kurbanın ortamdaki varlığı arttıkça itaatin azaldığını, otoritenin ortamdaki varlığı azaldığında ise itaatin yükseldiğini tespit etti (1-4 arası deneyler). Örneğin, deney gözlemcisinin yönergelerinin katılımcılara sadece telefonla iletildiği bir sürümde (2. deney), itaat %21 azalıyordu; ilginç bir nokta olarak, birkaç katılımcı deney gözlemcisini "deneye devam ediyormuş gibi yaparak" kandırmaya çalışmıştı. "Öğrenci"nin ortamdaki varlığının en yakın olduğu sürümde ise denekler öğrencinin kollarını kabakuvvet kullanarak şok cihazına temas ettirmeye çalışıyorlardı, bu da itaati düşürüyordu. Bu son sürümde deneklerin ancak %30'u deneyi tamamlayabilmişti.

8 numaralı sürümde, denekler kadınlardan seçildi (Milgram'ın diğer tüm deneylerinde denekler erkekti). İtaatte kayda değer bir farklılık gözlenmedi, ancak daha yüksek stres seviyeleri tespit edildi.

Bir sürümde (10. deney), Milgram Connecticut'taki Bridgeport şehrinde mütevazı bir ofis kiralayarak deneyin "Bridgeport Araştırma Kurumu" adında, Yale Üniversitesinden bağımsız bir ticari girişim tarafından düzenlendiği sanısını yarattı. Buradaki amaç, Yale Üniversitesi'nin sahip olduğu prestijin deneklerin davranışı üzerindeki olası etkisini safdışı bırakmaktı. Bu şartlar altında itaat %47.5'e düştü.

Milgram ayrıca otoritenin gücü ile uyuşumun gücünü birleştirdi. Bu deneylerde deneğin yanına arkadaş baskısı uygulamak üzere bir veya iki "öğretmen" daha kondu; bu öğretmenler de, öğrenci gibi, anlaşmalı aktörlerdi. Deneğin grup arkadaşları olduğunu sandığı bu kişilerin eklenmesi, deney sonuçlarını ciddi biçimde etkiledi. Ek iki öğretmenin emirleri reddettiği sürümde (17. deney) 40 denekten sadece 4'ü deneye devam etti.

Başka bir sürümde (18. deney), deneğe ek görevler verildi (soruları mikrofona okumak veya öğrencinin cevaplarını kaydetmek gibi). Bu deneyde de deneğe eşlik eden ve gözlemcinin tüm emirlerine itaat eden bir yalancı öğretmen bulunuyordu. Bu çeşitlemede 40 denekten sadece 3'ü gözlemcinin emirlerine karşı geldi.

Milgram'ın deneyi üzerinde yakın geçmişte yapılan bazı çeşitlemeler farklı bir yorum öneriyordu. İtaat ve otorite kavramlarına yer vermeyen bu yoruma göre Milgram'ın denekleri, olayların gidişini kontrol edemeyeceklerini hissettikleri ve dolayısıyla sorumluluğu sırtlarından attıkları özel bir tür öğrenilmiş çaresizlik sergiliyorlardı.

Yakın geçmişteki başka bir deneyde şok yiyen bir aktör yerine bir bilgisayar simülasyonu konuyordu; şoku veren denekler karşılarında gerçek bir insan olmadığının farkındaydı ancak sonuçlar yine aynı çıktı.

Buradaki kayda değer gözlem, bir insanın normal koşullar altında başka bir insana zarar vermek istemeyeceğidir. Ancak ciddi bir zorlama altında kişinin aklı karışabilmekte ve kişiyi kendi davranışları için bir otoritenin onayını aramaya sevketmektedir. Böylece emir verilen kişinin, davranışlarını açıklayacak bir otorite olduğu düşüncesiyle, sadece doğru olduğunu düşündüğü bir işi yaptığı bir durum ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu olarak da kişinin başlangıçta kendi davranışlarını yargılayacak çok az veya hiç etik kuralı olmadığı için başka bir kişiyi etik dışı olarak incittiği görüşünü benimsemeyecektir.

Gerçek hayattan örnekler
Nisan 1995 ile Haziran 2004 arasında, ABD'deki bazı gözde fast food restoranlarındaki çalışanlara bir dizi telefon şakası yapıldı. Şakayı yapan kişi kendisini bir polis memuru olarak tanıtıyor ve restoran yöneticilerini çalışanların üzerini aramaya ve cinsel taciz sayılan davranışlarda bulunmaya ikna ediyordu. Telefondaki düzenbaz, çalışanlara normal şartlar altında yapmayacakları davranışları yaptırmakta büyük başarı kaydetmişti. (The chief suspect, David R. Stewart, was found not guilty in the only case that has gone to trial so far.)

Katılımcılardan gerigözlemler
Jan Dimow'un gerigözlemi; kendisi deneyi erken bırakanlardandı.

Popüler kültürde
Milgram deneyinin çeşitlemeleri gözde kültürdeki filmlerde, televizyon programlarında ve müzikte yer almıştır. Yayımlanma tarihlerine göre kısmi bir liste aşağıdadır:

1975 yapımı The Tenth Level; deneyin canlandırıldığı ve William Shatner, John Travolta ve Ossie Davis'in yer aldığı bir TV programı.
1979 yapımı sinema filmi I comme Icare (Türkçe: İkarus'un İ'si); Henri Verneuil'in yönettiği ve Yves Montand'ın başrol üstlendiği filmde Milgram'ın otoriteye itaat hakkında yürüttüğü deneyin detaylı bir açıklaması ve gösterimi ana sahnlerden birini oluşturur.

1983 tarihli müzik parçası "Just A Job To Do" (Türkçesi: "Yapılması gereken bir iş işte") Genesis isimli müzik grubunun 1983 tarihli albümünde yer alan bir şarkı. Gitarist/sözyazarı Mike Rutherford, şarkı sözlerinin Milgram'ın deneyinden ilham alınarak yazıldığını söylemişti.

1982'den 1985'e kadar yayımlanan V for Vendetta isimli çizgi romanın ilk sayısının 73. sayfasında Milgram'ın deneyine değinilir; bu deney V ve romandaki diğer insan denekler üzerinde yapılan deneyler ile karşılaştırılır.

1984 tarihli Ghostbusters (Türkçesi: Hayalet Avcıları) isimli filmde Bill Murray'in canlandırdığı profesör karakterinin izleyicilere ilk göründüğü sahnede, sinsi profesör bir yandan şanssız bir öğrenciye elektrik şokları uygularken bir yandan da çekici bir kız öğrenciye kur yapmaktadır. Filmin DVD yayımındaki çekim videosunda Harold Ramis bu sahnenin Milgram deneyinden esinlenen bir parodi olduğunu ve izleyicilerin bu karakterden neler bekleyebilecekleri hakkında fikir edinmeleri için konduğunu söyler.
Peter Gabriel'in 1986 yayımlı albümü So'da bulunan "We Do What We're Told (Milgram's 37)" (Türkçesi: Biz Bize Söyleneni Yaparız [Milgram'ın 37'si]) parçası da 18. deneyde 40 kişiden tam itaat gösteren 37 kişiye gönderme yapmaktadır.

30 Kasım 2003'te 90. bölümü yayınlanan Malcolm in the Middle isimli dizide Malcolm, kardeşi Reese ile olan konuşmalarını bir okul ödevi için gizlice videokasete çekerek onun hakkında küçük düşürücü sırları ortaya çıkarır. Öğretmeni Bay Herkabe, Malcolm filmi sınıfta gösterdikten sonra Milgram'ın deneyinden alıntı yapar.

2005'te yayımlanan Oscar ödüllü belgesel Enron: The Smartest Guys in the Room (Türkçesi: Enron: Odadaki En Zeki Çocuklar), Enron şirketinin üst düzey yöneticilerinin davranışlarını açıklamak için Milgram'ın deneyine başvurular yapar.

2006'da Alex Gibney tarafından yayımlanan The Human Behavior Experiments (Türkçesi: İnsan Davranışı Deneyleri) isimli belgesel Stanley Milgram, Phillip Zimbardo ve onların yaptığı araştırmanın sonuçlarını konu alır.

2006'da İngiltere'de yayımlanan The Heist (Türkçesi: Soygun) isimli televizyon programında, Derren Brown, bir "silahlı" soygun gerçekleştirmeye ikna etmeye çalıştığı katılımcılardan üst tura çıkacakları belirlemek için Milgram deneyini kullanır.

2005 yayımlı ödüllü kısa film Atrocity (Türkçesi: Canavarlık), Milgram'ın deneyini canlandırır.

2006 yayımlı anakuşak dizisi "Basic Instincts"'de Milgram deneyi tekrarlanır; sonuçlar erkekler için neredeyse aynıdır. Deney bir de kadınlarla gerçekleştirilir, onların deneye devam etmeye az da olsa daha meyilli olduğu görülür. Fazladan bir öğretmenin dahil olarak arkadaş baskısı uyguladığı üçüncü bir deneyde, arkadaş baskısının deneyi durdurma konusunda Milgram'ın deneyine göre daha başarısız olduğu sonuçlar elde edilir.


wkipedia

Seyrüsefa isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Aralık 2020, 15:35   #2
Forum Ekibi

 
Firuzende ✮ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kaydolma Tarihi: 11 Ekim 2020
Mesajlar: 4,900
Konular: 2777
Mentioned: 2 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Standart Yanıt: Milgram Deneyi


Stanley Milgram : Otoriteye İtaat Deneyi

Otorite, insanlar için ne ifade eder?
Otoritenin istediği şey mi daha baskındır yoksa insanın kendi kararları mı?

Otoritenin tahmin edilenden daha önemli olduğunu düşünen Milgram, düşüncesinin doğru olup olmadığını araştırmak adına bir deney yapmak istemiştir.


Stanley Milgram, 1960’ın başında Nazilerin Yahudileri katletmesi üzerine savaş suçlularına ‘Neden bunu yaptınız?’ sorusunu yöneltir. Aldığı cevap ise ‘Ben sadece görevimi yerine getirdim.’ olmuştur. Bu doğrultuda Milgram, otoritenin gücünü araştırmak adına bir deney yapmaya karar verir.

Yale Üniversitesi’nde sosyal psikoloji alanında çalışmalarını sürdüren Milgram, bir deney düzeneği oluşturur. 20-40 yaş arası 40 kişinin katıldığı deneyde öğretmen, öğrenci ve gözlemci olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Öğretmenler asıl deneklerdir. Öğrenciler, ekibin kendi içerisinde barındırdığı kişilerden oluşmaktadır. Gözlemci ise otoriteyi temsil etmektedir.

Öğretmenler (denekler), kura ile o konumda olduklarını bilmektedirler. Yani şansları yaver gitmeseydi, öğrenci konumunda olabileceklerdi. Deneye göre öğretmen ve gözlemci aynı odada, öğrenci ise farklı bir odada bulunmaktadır. Çeşitli sorular soran öğretmenler, öğrencinin vermiş olduğu her yanlış cevapta, 15 volttan başlayarak 450 volta kadar elektrik şoku vereceklerdir. Her yanlış cevapta 15’er volt attırılacak olup sonuna kadar devam edilmesi gerekmektedir.

Öğrencilerin bulunduğu tarafta çığlık sesleri kaydedilmiş olup; elbette ki gerçek bir elektrik şokuna maruz kalmamaktadırlar. Fakat denekler bunu bilmemektedir. Her yanlış cevapla beraber artan voltaj, öğrencilerin çığlıklarını da arttırmaktadır. Öğretmen rolünde olan deneklerin koşul ne olursa olsun deneye devam etmesi gerekmektedir. Bazı denekler çığlıkların artışıyla gözlemciye dönüp ne yapmaları gerektiğinin söylenmesini beklerler. Gözlemcinin yanıtı ise her zaman ‘devam’ olur.

Deneklerin bazıları duyduğu çığlıklara kahkahalarla tepki verirken, büyük bir kısmı ise müthiş gerginlik yaşamıştır. Ne var ki yaşadıkları gerginlik onların sonuna kadar devam etmesine engel olamamıştır. Deneklerin yüzde 65’i, 450 voltu görmüştür.

Normal şartlarda böyle şeyler yapmayacaklarını ifade eden denekler, yapılması gerektiği söylendiği için sonuna kadar gittiklerini belirtmişlerdir. Deneyin sonucunda hiçbir yaptırım uygulanmamasına rağmen denekler otoriteye itaat edip, deneyi tamamlamaya çalışmışlardır.

Milgram deneyi, oldukça fazla etik tartışmaya sebep olmuştur. Ama sonuçları incelendiğinde ise önemli noktalara değindiği yadsınamaz bir gerçektir. Deneyin sonucuna göre insan, herhangi bir yaptırıma maruz kalmasa bile otoriteye itaat etme eğiliminde olup; başlarına zarar vermekten kaçınmamaktadır. ‘Neden?’ sorusuna ise cevapları ‘Ben bana söyleneni yaptım.’ olmaktadır.


Psk. Hatice Mercan
Firuzende ✮ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Aralık 2020, 15:35   #3
Forum Ekibi

 
Firuzende ✮ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kaydolma Tarihi: 11 Ekim 2020
Mesajlar: 4,900
Konular: 2777
Mentioned: 2 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Standart Yanıt: Milgram Deneyi

Firuzende ✮ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09 Ekim 2021, 02:37   #4
Forum Ekibi

 
Firuzende ✮ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kaydolma Tarihi: 11 Ekim 2020
Mesajlar: 4,900
Konular: 2777
Mentioned: 2 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Standart Yanıt: Milgram Deneyi

NAZİ İŞKENCECİLERİNİN GERÇEK YÜZÜ: MİLGRAM DENEYİ


İnsanlar her dönemde birilerine itaat etmiş, birilerinin emirlerini sorgulamadan yerine getirmiştir. Bu kimi zaman anne, kimi zaman komutan, kimi zaman da devlet başkanı olmuştur. Bazen de itaat etmemek için emir veren konumunda olunmuştur. Psikologlar insanların bir arada yaşaması için bir liderin şart olduğunu söyleseler de insanlardaki itaat etme içgüdüsünün nasıl ortaya çıktığını araştırmamışlardır. Ve bu boyun eğmenin farklı karakterdeki insanlar üzerinde dahi aynı etkiyi yapmasının nedeni anlaşılamamıştır. Ta ki Dr. Stanley Milgram bu deneyi yapana kadar…


Görev İcabı İşkence

Nazilerin Yahudilere yaptıkları işkencelerden sonra yargılanan savaş suçlularından biri de Adolf Eichmann adlı bir Alman subayıdır. Adolf Eichmann, suçlarını bilmesine ve itiraf etmesine rağmen sadece görevini yerine getirdiğini söyleyerek kendini savunmuştur. Otoriteye itaat etmenin sonucunda bu şekilde davrandığını, aslında iyi bir insan olduğunu dile getirmiştir. Bu dava üzerine Yale Üniversitesi’nde profesörlük yapan ve sosyal psikolog olan Dr. Stanley Milgram bir deney yapmaya karar vermiştir. Deneyin ortaya çıkarmasını istediği şey: “Yanlış olduğunu bildiğimiz şeyleri dahi görev bilinciyle yerine getiriyor muyuz?” sorusunun cevabıdır. Ayrıca itaat etmenin nereye kadar süreceğini görerek sınırını keşfetmek istemiştir.


Hileli Deney

1962 yılında deneyi gerçekleştirmek üzere bütün hazırlıklar yapılmıştı. Yaşları 20 ile 50 arasında değişen 50 erkeklik bir denek grubu oluşturulmuştu. Deneklere bu deneyin “öğrencilerin aldıkları cezalara göre öğrenme etkileri”ni saptamak için yapıldığı yalanı söylendi. Buna göre denekler, öğretmen ve öğrenci olacak şekilde kura ile ikiye ayrıldılar. Fakat kura hileliydi çünkü seçilen denek öğrenciler aslında rol yapan oyunculardı. Öğretmen olarak seçilen asıl deneklerin ise bundan haberi yoktu. Deneklere neler yapmaları gerektiği tek tek açıklandı. Yapmaları gereken tek şey öğrencilerine soru soracak ve onların bilemediği her soruya karşılık 15 voltluk elektrik vereceklerdi. Bu volt, her yanlış soruda bir öncekinden 15 volt artacaktı.


Elektrik Şoklu Sandalye

Elbette öğrenci rolündeki deneklere elektrik verilmeyecekti. Sadece asıl denekler tarafından öyle sanılması sağlanacaktı. Bunun için rol yapan deneklerden 15, 30, 45… volt için ayrı ayrı ses kayıtları alınmıştı. Öğretmen denekler, şok cihazının önüne oturtulmuşlardı. Bu cihazda 15’ten 450 volta kadar çıkan düğmeler yer almaktaydı. Bu tuşlara bastıklarında öğrencilerine elektrik verdiklerini sanarak aslında kaydedilen sesleri dinleyeceklerdi. Öğrencilerini başka bir odada elektrikli sandalyeye bağlı olarak düşündükleri için gerçeği anlayamayacaklardı. Deney başlamıştı. Öğretmenler kağıtta yazan soruları tek tek okuyarak öğrencilerin verdikleri yanlış cevaplara elektrik şoku veriyorlardı.


Deney Uğruna Ölüm

Düşük voltlarda verilen elektrik şokunda deneklerin güldükleri, sadistçe tavırlar sergiledikleri tespit edilmişti. Fakat volt arttınca ve öğrencinin çığlıkları başlayınca deneklerde bir huzursuzluk baş göstermeye başlamıştı. Deneyi kontrol eden görevliye bakarak devam edip etmeyeceklerini sorgulamaya başlamışlardı. Görevli, deneklere inatla ve kararlılıkla devam etmeleri gerektiğini söylüyordu. Denekler ise bu yanıt karşılığında emirlere aynen uyarak devam ediyorlardı. Artık volt ölümcül düzeylere gelince devam etmeyeceklerini söylemeye ve kararsız davranmaya başlamışlardı. Ancak görevli devam etmek zorunda olduklarını, bir şey olursa sorumluluğun kendinde olduğunu söylüyordu. Deneye katılanların %65’inden fazlası bu söz üzerine ölümcül olan 450 volta kadar ulaşmıştı.


Doğru Seçimi Yapmak

Deney bize insanların, itaat edip görev bilinciyle hareket ettiklerinde kendi iradelerini yok sayabileceklerini gösteriyordu. Sorumluluğun bizde olmadığını bildiğimizde asla yapmayacağımız şeyleri bile yapabilecek hale gelebiliyorduk. Aslında Nazi kamplarında işkence yapanlar özellikle sadist insanlardan seçilmemişlerdi. Bütün bunları bir grup vicdanlı insana sorumluluğu üzerlerinden alarak da yaptırabilirdik. Boyun eğme ve itaat etme içgüdüsel bir eylemdir.


İnsanlar, kendilerini karar verecek düzeyde ve otoritede görmediklerinde içgüdülerine yenik düşmektedirler. Otoriteyi eline alan kötüler yüzlerce hatta milyonlarca insanın bilinçsizce kötü olmasına sebep olabilirler. Bu nedenle diyoruz, bir lidere itaat etmek kadar zordur bir lider seçmek.


Ceyda Çakır

Firuzende ✮ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
deneyi, milgram


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 
Seçenekler
Görüntüleme stilleri


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rus Uyku Deneyi Seyrüsefa Eğitici Belgeseller ve Videolar 2 05 Eylül 2021 11:53
Küçük Albert Deneyi | Bilim Dünyasının En Korkunç Deneyi Seyrüsefa Eğitici Belgeseller ve Videolar 1 23 Temmuz 2021 03:50
Asch Deneyi Seyrüsefa Ruh Sağlığı - Psikoloji 2 25 Şubat 2021 09:59
Rosenhan Deneyi: Delilerin Arasında Akıllı Olmak Seyrüsefa Eğitici Belgeseller ve Videolar 0 04 Ağustos 2020 23:39

Forum saati, Türkiye saatine göre ayarlanmış olup şu anki saat: 15:30.

Forum Yasal Uyarı Künye
Yazılım: vBulletin® 3.8.5
Yazılımın telif hakkı sahibi: Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.

ForumSahane, lisanslı yazılım kullanan yasal bir kültür forumudur.

ForumSahane, yer sağlayıcı bir forum sitesidir. İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki 5651 sayılı kanunun, yer sağlayıcılar hakkındaki yükümlülükleri düzenlediği beşinci maddesi uyarınca; yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Dolayısıyla her katılımcımız yaptığı paylaşımlardan, kendi yazdığı yorumdan sorumludur.
Yer sağlayıcı niteliğini haiz forum sitemiz üzerinde, hukuka aykırı gördüğünüz içeriklerin bildirimlerini İLETİŞİM bağlantısından bizlere iletirseniz en geç iki (2) iş günü içerisinde hukuk birimimizce gerekli inceleme, gerekiyorsa işlem ve tarafınıza dönüş yapılacaktır.
ForumSahane içerisinde yapılan paylaşımların ve paylaşımlara yazılan yorumların IP kayıtları tutulmakta olup, hukuka aykırılık hallerinde bu veriler ilgili makamlarla paylaşılacaktır.

Forum Sahibi: Seyrüsefa